Fetih 1453 filmi Amerika Rekoru

Mayıs 9th, 2012

New York ve New Jersey eyaletlerinde 4 sinemada gösterime giren film 2 haftada 10 bin kişi tarafından izlenerek doluluk oranı açısında en fazla izlenen Türk filmi oldu.

HALA KAR ELDE EDEMEDİLER

Filmi New Jersey’de seyreden Richard adlı Amerikalı seyirci, sahnelerin çok gerçekci olduğunu daha önce bu tarz bir Türk filmini hiç seyretmediğini söyledi.

Fetih 1453, 18,2 milyon dolarlık maliyetiyle en pahlı Türk filmi unvanına sahip olmuştu. Film yapımcısı Faruk Aksoy filmin 6 milyonu aşan izleyicisine karşın hâlâ kâr etmediğini, film haklarının 40 küsur ülkeye satıldıktan sora kâra geçebileceğini söylemişti.

Basından Haberler

Bugünlerde Türk Olmak Memnun Edici

Nisan 28th, 2012

Los Angeles Times, “Fetih 1453″ filmine yönelik, “iğrenç detaylarla yanlış olan bir şeyi doğru gösterdiği” eleştirilerine yer vererek, “Türkiye’nin büyüyen güçlü ekonomisi, siyasi olarak belirleyici ve güçlü adam rolü ile ortaya çıktığı şu günlerde filmin ileriyi gören bir zamanlaması var gibi görünüyor. Bugünlerde bir Türk olmak memnun edici” yorumunu yaptı.

“Fetih 1453″ filminin Türkiye’de gösterdiği başarı devam ederken yabancı basında da tartışılmalar sürüyor. Los Angeles Times gazetesi, eleştirmenlerin, filmin “iğrenç detaylarla yanlış olan bir şeyi doğru gösterdiği” söylemlerine yer vererek, “Türkiye’nin büyüyen güçlü ekonomisi, siyasi olarak belirleyici ve güçlü adam rolü ile ortaya çıktığı şu günlerde filmin ileriyi gören bir zamanlaması var gibi görünüyor. Bugünlerde bir Türk olmak memnun edici” diye yazdı.  Yazinin devamini oku…

Basından Haberler

FETiH 1453’ ZARAR ETTiRMEDi

Mart 12th, 2012

‘Fetih 1453’ filminin yapımcısı Faruk Aksoy, “17 milyon dolarlık bütçe haberleri benden çıkmadı. Çünkü ben hiçbir zaman rakam telaffuz etmedim” dedi.
Aksoy ne zaman söyledi bunu?
‘Fetih 1453’ filmi 17 günde 4 milyon 651 bin 715 seyirciye ulaşarak ‘Tüm zamanların en çok izlenen filmi’ olduktan, yani maddi ve manevi olarak rahatladıktan sonra.
Peki ‘Fetih 1453’ün  17 milyon dolar bütçeli bir film olduğunu yapımcısı söylemediyse kim söyledi?
Kimse bu ‘palavracı’?
O ortaya çıkmazsa medya mensupları olarak onu bizim ortaya çıkarmamız gerekmez mi?
‘Fetih 1453’ün prodüksiyon maliyetini bilmiyorum, ancak sinemada ne kadar seyirciye ulaşırsa yapımcısının yatırdığı parayı kurtaracağını biliyorum.
Nereden mi biliyorum bunu?
Filmin afişinde ve jeneriğinde adı yazılı bir şirketin yöneticisi verdi bana bu bilgiyi.
Dediği de şu:
“Faruk Aksoy, varını yoğunu yatırdı bu filme. Yatırdığı parayı kurtarması için filmin sinemada 4 milyon seyirciye ulaşması lazım.”
‘Fetih 1453’ gişede bu rakamı yakaladı ve geçti bile.
Bir biletten yapımcıya ortalama 2 dolar kaldığına, 4 milyon seyirciye ulaşınca maliyetini kurtaracağına göre ‘Fetih 1453’ün maliyeti 8, taş çatlasın 10 milyon dolar…
Şimdi gel de merak etme 8 milyon doları 17 milyon dolar yapan ‘palavracı’yı?

20 YILDA SHOW TV’DEN KiMLER GELDi, KiMLER GEÇTi?

Yayın hayatında 20 yılı dolduran Show TV’nin yönetimi, bu süreci özetleyecek bir kitap çıkarmaya karar verdi.
Kanal yönetimi bir şekilde Show TV’yle yolu kesişmiş birçok insandan yazı istedi.
Söz konusu kitap çoktan basılmış olacaktı, ama gecikti.
Show TV’nin kurucusu ve eski sahibi Erol Aksoy’la karşılaştım bir davette.
Şov dünyasına dair sohbet ederken konu Show TV’nin 20’nci yılına gelince Aksoy, “20’nci yıl kitabı yapacaklarmış, o yüzden bir yazı istediler benden” dedi.
Ben de görüş istedikleri kitap çıkar çıkmaz büyük bir merakla yazısını okuyacağımı söyleyince de Aksoy, “O zamana kadar bekleme,  mailini ver hemen göndereyim yazıyı sana” demesin mi?
Böyle bir teklife kayıtsız kalır mıyım?
E posta adresimi verdim ve birkaç saat sonra o yazı geldi.
Kurucusu ve eski patronu Erol Aksoy’un Show TV hakkında yazdıklarını okuyunca 20 yıl bir film şeridi gibi geçti gözlerimin önünden.
Eminim benim gibi birçok insana “Vay be! Kimler nerelerden gelip, nerelere gitti” dedirtecek o yazısının özeti:
“Show TV’nin ilk yayını Paris dışındaki bir stüdyodan yapıldı.
İçerik radyo ve TV’de çok tecrübesi olan bir danışmandan geldi, ‘Aman haber yapma! Haberciler hem pahalıdır hem de başına iş açarlar, reyting de getirmezler’ dedi.
Sanki 20 sene sonrasının Türkiye’sini öngörüyormuş.

Önce anket, sonra yayın

Nitekim kanalın ismini de Show yani bir eğlence kanalına uygun seçtik.
Habere para akıtmadık, yalnızca slayt şeklinde soldan sağa gidip gelen fotoğraflar şeklinde günün özetini vermekle yetindik.
Bugün istatistik ve demografi okumadan medyacı olduğunu zannedenleri gördükçe şaşırıyorum. Yayına başlamadan önce 5 bin kişilik denekle hangi yaş gruplarına hitap edeceğimizi ve her bir yaş grubunun hangi sanatçıyı, müziği veya filmi tercih ettiğini araştırdık.
En başından medyacı değildim ama bu projede yanıma o zamanın en güçlü iki medyasını aldım. Show TV’nin yüzde 60’ı benim, yüzde 20’si Hürriyet ve yüzde 20’si de Sabah Grubu’nun oldu. Böylece tanıtım ve promosyon eksikliğimizi giderdik. Türkiye’nin en büyük iki gazetesi de ilk defa bu şekilde görsel medyaya ayak basmış oldular.

Bankacılar ne bilir bu işi?

Tecrübesini takdir ettiğimiz Nuri Çolakoğlu’nu aldık. Nuri, Faruk Bey’i (Bayhan) getirdi, kendisini hiç tanımıyordum, onunla da güzel bir beraberliğimiz oldu, uzun seneler dostluğumuz devam etti. Ekibin en başına da Güneri Bey’i (Cıvaoğlu) getirdik, sağ olsun yeni ve riskli bir işi kabul etti, Genel Müdür oldu. Yayından önce zannederim üç hafta boyunca bütün Amerika’yı dolaşıp en son yenilikleri gördü, getirdi.
TV’yi bilmeyen ama hesabı kuvvetli birçok arkadaşı bu sektöre kazandırdık. Leasing’den gelen Murat Saygı, mülkiye ve teftişten gelen İrfan Şahin gibi gençlerle hesabı iyi bilmenin yaratıcı olmaya hiç de mani olmadığını ispat ettik.
Show TV ve ekibinde başlayan genç üniversite mezunları bu disiplinli, takipçi ve her şeyin kayıt altına alındığı bir ortamda gelişerek bugün tüm medyada, ister TV, radyo, ister gazete, çok önemli yerlerde genel müdür veya genel müdür yardımcısı oldular.”

Basından Haberler

Sungu Çapan’dan sert Fetih 1453 eleştirisi

Mart 12th, 2012

apımcılığını ve yönetmenliğini Faruk Aksoy’un üstlendiği, İstanbul’un fethini konu alan “Fetih 1453″, tüm zamanların en çok izlenen Türk filmi rekorunu “Recep İvedik 2″nin elinden aldı.

Cumhuriyet gazetesine filmle ilgili eleştiri yazan Sungu Çapan’ın filme dair eleştirileri oldukça sert.. ‘Fetih 1453′, dijital teknolojiyle göz boyarken, senaryosu, diyalogları ve oyunculuklarıyla çok zayıf kalıyor’ diyen Çapan, Faruk Aksoy’un filmi için “Bir dönemin yüzeysel tarihsel filmlerinin dijital teknolojiyle cilalanmış modern versiyonu niteliğinde. Senaryosu çizgi roman düzeyinde. Diyaloglar çok kitabi. Dramatik yapısı zayıf. Oyunculuklar ise yer yer müsameremsi.” dedi.

ARAPÇA SAHNEYLE BAŞLIYOR

Medine’de 627′de, Hz. Muhammed’e atfen, 80′li yaşlarda katıldığı Arapların ilk Bizans kuşatmasında şehit olup sur dibine gömülmüş ve bir semte adını vermiş Ebu Eyyup El-Ensari’nin o meşhur ”İstanbul’u fetheden ne güzel komutandır, ne güzel askerdir!” deyişini nakleden Arapça bir sahneyle başlıyor, 2.5 saati aşkın bir süreye yayılmış “Fetih 1453.”

Adeta tarih dersi verircesine devreye giren bir ‘dış ses’in anlatımıyla, (yer, tarih verilerek) Fatih adıyla tarihe geçecek, 7. Osmanlı padişahı II. Mehmet’in doğumunu (1432), çocuk yaşta yerini aldığı babası II. Murat’a tahtı bıraktıktan 5 yıl sonra, 18′inde yine Osmanlı’ya hükümdar oluşunu, muhalif başvezir Çandarlı Halil’i, sultana kılıç dersi veren Ulubatlı Hasan’ı ve sevdalandığı, Urban’ın evlatlığı Era’yı vb. tanıyoruz ardından.

İstanbul’u fethederek bir cihan devleti kurmayı kafasına koymuş II. Mehmet’in Macar usta Urban’a yaptırdığı büyük toplarla güçlenmiş ordusuyla Konstantinopolis surlarına dayanarak zaferle sonuçlanacak bilinen hikâyesini, araya kurmaca karakterler ve durumlar ekleyerek anlatıyor film, hamasetten geçilmeyen, milliyetçi bir yaklaşımla.

MAÇO KAHRAMAN TÜRK ZİHNİYETİ

17 Şubat’ta (ülkenin tüm sinema salonlarının nerdeyse yarısında) gösterime girerek 4 haftada 5 milyona dayanan bir seyirci kitlesine ulaşan “Fetih 1453″, bir dönemin Yeşilçam yapımı, yüzeysel tarihsel macera filmlerinin dijital teknolojiyle cilalanmış, modern versiyonu niteliğinde, beylik bir kahramanlık methiyesi, baştan özetlemek gerekirse. Yarıdan sonra Fatih’in şanlı hikâyesine bir de fedaisi Hasan’la Era’nın aşkı katılıyor.

Filmin Bizans’a bakışı, yıllar önce Gani Müjde’nin “Kahpe Bizans”ta parodisini yaptığı, ”Tüm Rum dilberlerinin yolunu gözlediği, şehadet şerbetini içmeye hazır”o malum “maço kahraman Türk” zihniyetiyle sınırlı.

FAZLA ESİNLENİLMİŞ

Hülya Avşar’lı “Yeşil Işık”la “Çılgın Dersane 1-2″ adlı gençlik komedilerinin ardından yönetmenliğini askıya alıp yapımcılığa yönelmiş Faruk Aksoy’un, Atilla Engin-İrfan Saruhan ikilisinin senaryosundan çektiği, çok paraya ve emeğe mal olmuş, binlerce figüranın boy gösterdiği “Fetih 1453″ü, son yılların ”Cesur Yürek”, “Gladyatör”, “Truva”, “Cennetin Krallığı”,”Yüzüklerin Efendisi” gibi çok izlenmiş ve tutmuş, ünlü tarihsel epiklerin kimi sahnelerinden fazlasıyla etkilenmiş ve esinlenilmiş bir tarihsel kolaj izlenimi veriyor.

Oldukça sığ senaryosu çizgi roman düzeyinde. Diyaloglar çok kitabi, dramatik yapısı zayıf. Benjamin Walfisch imzalı, ağdalı müzikleri susmak bilmiyor. Oyunculuklar ise yer yer müsameremsi kaçmış.

GÖRSEL EFEKTLERİN GÖZ BOYADIĞI BÖLÜMLER

Gösterişli bir Hollywood üstünyapımından çıkmış gibi gelen giysi, zırh, silah, mancınık, top, yürüyen kuleler gibi savaş araçlarından geçilmeyen film, bütün gücünü teknolojinin son nimetleriyle tezgâhlanmış, şiddet-vahşet dozu yüksek, kılıç kılıca çarpışılan o kalabalık savaş ve aksiyon sahnelerinden alıyor. Yani“Yüzüklerin Efendisi”yle “Cennetin Krallığı” gibi başarılı epiklerden esinlenilmiş, bilgisayarlı görsel efektlerin göz boyadığı bölümlerden.

MİLLİYETÇİLİĞİ POMPALARKEN AŞKA DA YER VERECEKSİN

Bizce, ”Kahramanlık duygularını coşturup milliyetçiliği pompalarken aşk, macera ve aksiyona da yer vereceksin” formülüne göre, bezirgânca kotarılmış, tipik bir gişe filminden öteye sinematografik bir kıymeti harbiyesi bulunmayan “Fetih 1453″ün rol seçimi-dağıtımı da sorunlu. Konstantiniyye’yi fethetmenin sabitfikre dönüştüğü, bunalımlı Fatih rolündeki Devrim Evin fiziği ve oyunculuğuyla yetersiz kalırken, filmin kızını (Era’yı) oynayan Dilek Serbest de fazlasıyla acemi kaçmış.

DAMARDAN MİLLİYETÇİLİK

Neyse ki, TV dizilerinden yetişmiş, yakışıklı ve gayretli İbrahim Çelikkol var, Ulubatlı’da filmi sürükleyip götüren. Ayrıntılara girildiğinde tarihsel gerçeklerle bağdaştığı tartışmalı nice sahne içeren filmin finalindeki (Fatih’in Clinton’laştırıldığı) Ayasofya’ya giriş sahnesi ise unutulmaz!..

Biraz gecikerek seyrettiğim, sinemamızın (şimdilik) en pahalı ve son gişe şampiyonu olarak lanse edilen ama dramatik yapısı bile doğru dürüst kurulamamış bu film, hamasi içeriği bir yana, görselliği ve teknolojik cilasıyla seyredilip tüketilen, gereksizce uzun tutulmuş bir epik.

Tarihimizin, başı sonu belli olan şanlı bir sayfasını önümüze (teknolojik destekle ve milliyetçilik damarına basarak) bir kez daha açan bu filmin, tam da Yeni Osmanlıcılık özlemi depreşen iktidarın beklentilerine cevap verdiği söylenebilir.

Basından Haberler

Başkan’lar Fetih 1453′de Buluştu

Mart 12th, 2012

İstanbul’un nasıl kazanıldığını veGemilerin karadan yürütülerek tarih yazılan büyük bir Fetih’i saniye saniye insanın kalbine işleyen “Fetih 1453 ” filmine, Dilovası Belediye Başkanı Cemil Yaman, Ak PartiDilovası İlçe Başkanı İlhan Yıldırım, Kadın Kolları Başkanı Nükhet Demiray, Gençlik Kolları Başkanı SuatŞık, Ana kademe, Kadın kolları ve Gençlik kolları yönetimi ile ailelerikatıldı.

Dilovası Belediye Başkan’ı Cemil Yaman;”Tarihimizi ve kazanılan toprakların ne zorluklarla kazanıldığını anlatan çok güzel bir film olmuş, katılan herkese ve filmde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum”dedi.

Ak Parti Dilovası İlçe Başkanı İlhan Yıldırım;”Tarihimizi, birlik ve beraberliği anlatan çok güzel, bize örnek olacak bir filmdi izlemeyen herkese tavsiye ederim. Belediye Başkanımıza böyle bir filmi izlememize vesile olduğu için teşekkür ediyorum”dedi.

Basından Haberler

FETİH 1453 GEÇTİĞİMİZ HAFTASONU DA EN ÇOK İZLENEN FİLM OLDU!

Mart 12th, 2012

Tüm zamanların en çok izlenen filmi ünvanını geçtiğimiz hafta alan Fetih 1453, haftasonu da sinemalarda en çok izlenen film oldu. Şu anda son duruma göre Fetih 1453 toplam seyirci sayısı 5.425.079.

Basından Haberler

Fetih 1453′de ortodokslar ve halk solcu, Ulubatlı…

Mart 12th, 2012

Şüphesiz dönem filmleri, sinemanın en zor alanını oluşturuyor. Hele bu filmler salon filminden öte sahada geçiyorsa ve de savaş ve kavgaların öne çıktığı sahnelerden oluşuyorsa zordan öte, yönetmen için bir o kadar da cesaret işi.

FETİH 1453 bu anlamda yapılmış zor prodüksiyonlardan birisi. Bilgisayar teknolojisinin ön plana çıktığı ancak çok emeğin harcandığı bu eseri ve yapanları takdir etmemek haksızlık olur. 

Çünkü sadece atlı sahnelerde bile atların yediği saman ve otlardan tutun, arazideki tezeklerine kadar temizliği, prodüksiyon açısından hem masraflı hem en zor olanı.

Ama maalesef filmin senaryo ruhunda ve aktörlerin tarihi şahsiyetleri temsilinde çok ciddi sıkıntılar var.

Filmin ruhunu oluşturan ‘Fetih’ felsefesi bir kere yerle bir. O kadar ki yanımda filmi seyredenlerin kahkahaları filmin ruhunun yerlerde dolaştığının bir delili olarak salonu sarıyordu.

Senaryo bildik fetih hikâyelerinin klişelerini sahnelerken bile çok zayıf kalmış. Ayrıca tarihi yanlışlar da cabası. Top ustası Urban’a ve evlatlık kızına atfedilen rol çok sıradan ve Ulubatlı Hasan ile kız arasındaki aşk hikayesi bildik Türk filmlerindeki senaryolardan daha banal.

Tarihi gerçeklerden uzak hikaye, bu kadar emeği doğrusu yerle bir ediyor.

Bir kere top uzmanı Macar asıllı Urban, daha ilk top dökümünde başarısız olmuştur. Ve Fetih’de etkili olan topun ustası da bizzat Fatih sultan Mehmed’dir. Ayrıca Saruca ve Muslihiddin gibi top ustaları senaryoda hiç yer almamış.

Bunun yanında evlere şenlik senaryoya göre, Fatih’in medrese arkadaşı Ulubatlı’yı ‘oğlancı’ gösteren bir sahne var ki, hangi akla hizmet için yapılmış anlamak zor.

Çok büyük İki yanlış var ki, hem prodüksiyon hem de hikaye bazında yerlerde sürünüyor.

Urban’ın evlatlık kızı top döküm ustası olarak askerin içine giriyor ve saçlarını hançer ile kesiyor ki kız olduğu anlaşılmasın. Ama filmin ilerleyen sahnelerinde etrafında post bıyıklı, erkek oğlu erkekler kol gezerken, Ulubatlı Urban’ın evlatlığını öpüyor, kokluyor, sarılıyor. Ama, ‘hey neden o tüysüz delikanlıya sarılıyorsun’ diye kimse merak etmiyor.

Ayrıca FETİH 1453’deki senaryoya göre Top ustası Urban’ın evlatlık kızı saçlarını hançer ile keserken, savaş sırasında göğsünden ok yemiş askerin zırhını bir elişi kağıdı makasıyla kesiyor olması daha da vahim duruyor.

Bu arada Ulubatlı ile ilgili bir önemli konuyu daha kaydetmeden geçemeyeceğim. Ceneviz askerlerinin başında komutan olan Jünstinyen ile bir kavgası var ki ayrı bir konu. Zannedersiniz ki iki mağara adamı dövüşüyor. Ne sahne ama öyle ki anlamak mümkün değil.

Bu arada İstanbul’un Hıristiyan halkının Sultanahmet meydanında toplanması ve imparatorlarının konuşması üzerine; arenada yükselen ‘kahrolsun Türkler’ sloganı çok tanıdık geldi.

Yetmezmiş gibi Ayasofya’da dua eden papazların eşliğinde Ortodoksların yine aynı nakarat ile; ‘kahrolsun Türkler’ çığırtkanlıkları, doğrusu seyircilerin tebessümlerinin kahkahaya dönüşmesine sebep oluyor.

Öte yandan Fatih Sultan Mehmet’in, İstanbul’u muhasarasının 40 gün sonrasında çaresizliğine derman için hocası Akşemseddin’in gelişi var ki ne desem bilmiyorum.

Sibel Can’ın sahne kıyafetlerine benzeyen, kol ağızlarına yarasa modeli uygulanmış beyaz elbisesiyle gelen bir ak şeyh yapmışlar, doğrusu ben tasvir edemiyorum bile.

Hele konstantiniyye (İstanbul) fethedildikten sonra Fatih Sultan Mehmed’in kaleden giriş sahnesi, şenliklerden öte bir durum arz ediyor.

Bir kere Ak Şeyh yürüyerek giderken Faih sultan Mehmed beyaz atının sırtında surlardan içeri giriyor. Sanırım Fetih ile ilgili şu okul kitaplarındaki resimden faydalanmışlar. Ama benim kafama çok oturmayan bu resim ve sahne Fatih gibi bir sultana hiç yakışmıyor.

Çünkü saray terbiyesi zirveye oturmuş bir süper devlet olma yolundaki güçlü bir yapıdan bahsediyoruz. Senaristler biraz daha insaflı biraz daha hassas olabilirdi.

Fetih 1453’de bu kadar klişe sahneler de eksikler de yok değil. Madem bu kadar klişe sahneler kullanılmış. Diyorum ki mesela Fatih Sultan Mehmed’in sabah namazından sonra esnafa uğrayıp alış veriş yapması sırasında, tüccarın-esnafın devlet başkanını siftah etmeyen komşusuna yönlendiren sahnesi neden yok?

Dahası, FETİH 1453’e Konstantiniyye’nin papazlarının tartıştığı; meleklerin dişi mi ve erkek mi münazaraları bile eklenebilirdi gibi geliyor bana.

Son tahlilde FETİH 1453, sadece milliyetçilik duygusunu kamçılayan ve klişelere kurban edilmiş bir sinema çalışması olarak, sadece gişe rekoruyla hatırlanacak bir film olmuş.

Haksızlık etmemek için FETİH 1453, belgesellerde bol bol kullanılacak, Mekke’nin şehir görüntüsüyle birlikte, Ayasofya’nın ve İstanbul’un tarihteki tasvir edildiği bir iki sahne için en azından takdire muhtaç diyebilirim.

Kaynak: http://www.samanyoluhaber.com/yazar/mazhar-arslanoglu/Fetih-1453de-ortodokslar-ve-halk-solcu-Ulubatli-oglanci/739214/#ixzz1ovJppTR5

Basından Haberler

Fetih 4 Haftada Nekadar izlendi?

Mart 9th, 2012

İşte fetih1453 filminin 1 aylık raporu. ”Recep İvedik” serileriyle Türk sinemasının en çok izlenen filmlerinin yapımcısı olan Faruk Aksoy’un yeni filmi “Fetih 1453″ de rekora koşuyor…

16 Şubat perşembe günü saat 14.53′te seyirciyle buluşan film, 8 günde 2 milyon 475 bin 453 kişi tarafından izlenerek rekor kırdı. 780 salonda seyirciyle buluşan 17 milyon dolar bütçeli film, elde ettiği gişe ile 21 milyon 413 bin 767 TL hasılatın da sahibi oldu.

Devrim Evin, İbrahim Çelikkol, Cengiz Coşkun, Dilek Serbest ve Recep Aktuğ gibi oyuncuların rol aldığı “Fetih 1453″, 33 haftada elde ettiği 4 milyon 333 bin 144 seyirciyle “Tüm Zamanların En Çok İzlenen Türk Filmi” unvanını elinde bulunduran “Recep İvedik 2″in rekorunu kısa sürede kırması bekleniyor. “Fetih 1453″, 4 haftada 1 milyon 824 bin 977 seyirciyle 2012′in ilk iki ayında en çok izlenen Türk filmi olan “Berlin Kaplanı”nı 1 haftada tahtından etti.

Basından Haberler

Fetih 1453 3. Haftada yeni Rekorla karşımızda

Mart 5th, 2012

TÜRKİYE’de TÜM ZAMANLARIN TOPLAM İZLEYİCİ REKORU ARTIK FETİH 1453′ün

FTürkiyenin en büyük bütçesi ile hazırlanan fetih 1453 filmi 3. Haftasında rekor kırmaya devam ediyor. 17 gün gibi kısa bir sürede 4.650.000 seyirci. Milletimizin ayağına yüreğine sağlık. Siz seyircilerimize sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Basından Haberler

Fetih 1453 2 Haftada En Çok izlenen Film oldu

Mart 4th, 2012

Türk sinema tarihinin en pahallı filmi Fetih 1453, iki hafta içerisinde en çok izlenen Türk filmi olarak tarihe geçti. Filmi 4 milyon 105 bin kişi izledi. 17 milyon liraya mal olan filmden şimdiye kadar 35 milyon TL hasılat elde edildi.

Faruk Aksoy’un yönettiği Fetih 1453, ikinci haftasını 4 milyon 105 bin seyirciyle tamamladı. 17 milyon liralık bütçesiyle Türk sinema tarihinin en pahalı filmi olan Faruk Aksoy imzalı Fetih 1453 vizyondaki ikinci haftasını 4 milyon 105 bin 578 seyirciyle kapattı ve 4 milyon seyirci barajını en kısa sürede aşan film oldu. Gösterime girdiği Avrupa ve ABD’de de büyük övgü alan film Türkiye’de de, çocuk yaşlı her yaştan sinema izleyicisi tarafından büyük ilgi gördü. Filme en büyük ilgiyi ilköğretimden, üniversiteye tüm öğrenciler gösterdi.

HAFTA SONU EN ÇOK İZLENEN ÜNVANINI ALACAK

Okullarda özellikle tarih öğretmenleri tarafından tavsiye edilen filme öğrencilerin toplu şekilde gitmesi, gişeyi arttıran etkenlerden biri oldu. Gösterime girmesiyle birlikte tartışmaları da beraberinde getiren filmin, Recep İvedik 2′nin 4 milyon 333 bin seyirciyle elinde tuttuğu Türk sinema tarihinin en çok izlenen filmi ünvanını bu hafta sonu ele geçirmesine kesin gözüyle bakılıyor. Halen 880 salonda gösterilen film iki haftanın sonunda 35 milyon TL hasılat elde etti.

FETHİN YOLUNU ÇOBAN KAVGASI AÇMIŞ

Beyaz perde de rekorlara imza atan ‘Fetih 1453′ün ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş, İstanbul’un fethini gün gün mercek altına alan tarihi bir çalışmaya imza attı. ’1453 Konstantinopoİstanbul” ismiyle araştırmacı-yazar Ali Erkmen tarafından hazırlanan 302 sayfalık kitapta fetih hazırlıklarının askeri yönünü tüm ayrıntılarıyla anlatıyor. Erkmen’in İstanbul’un fethini konu alan çalışmasında en ilginç nokta ise savaşın başlangıç aşaması. Fatih Sultan Mehmet, Türk askerleriyle Bizanslı çobanların arasında çıkan kavgayı bahane ederek Bizans Devleti’ne savaş ilan etmiş. İşte ilginç kitaptan öne çıkan anekdotlar:

SAVAŞIN BAHANESİ: ”Sultan, 1452 yılı Haziran ayında Epivatos (Selimpaşa) köyünde Osmanlı askerleri ile Bizanslı çobanlar arasında çıkan kavga sonunda, Bizans’a savaş ilan etti. Bizans İmparatoru da şehrin kapılarının örülmesini emrederek, savaşa karşı ilk icraatını başlattı. Bu olay, Bizans İmparatorluğu’nun düşüşüne sebep olacak savaşın bahanesiydi.”

İKİ AY TOP TAŞIDILAR: ”Hazırlıklar 1453 yılının Şubat ayında tamamlandı. Büyük toplar, 62,8 santimetre çapındaydı ve her biri 600 kilo taş gülle atıyordu. Topların kontrolden çıkmaması için her topun sağına ve soluna 50′şer asker konuldu. Önden giderek kazma ve kürekle yol düzeltecek 200 kişi ve 50 marangoz malzemeleriyle hazır bekledi. 400 kişilik topçu birliği, başlarında topçu başı, dökümcübaşı, ocak kethüdası, ocak çavuşu, çorbacı, döküm ustaları ile yola çıktı. 64 günlük zorlu bir yürüyüşten sonra Konstantinopolis önlerine geldi. En büyük topun bir defa doldurulup ateşlenmesi için 2 saate ihtiyaç vardı. Bu nedenle günde ancak 8 defa atış yapılabiliyordu. Toplar her atıştan sonra zeytinyağ ile yağlanmaya başladı.”

Kaynak : http://www.internethaber.com/fetih-1453-vizyon-rekor-recep-ivedik-tarihi–405326h.htm#ixzz1oAjKSuEo

Basından Haberler , ,